<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=13307857&amp;blogName=The+Abyss&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=SILVER&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fxadir.blogspot.com%2F&amp;blogLocale=tr_TR&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fxadir.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div>
  

    The Abyss

02 Nisan 2006

Kamışsız











Uzun zamandır algılanmamış şeylere karşılık düşen kelimeler gibi zamansız gelivermeliyim aklına. Ya da tükürükle yıkanmış kiremit tozu gibi bulaşmalıyım ellerine.

Belki sen en çok, yabancı biri gibi kapı önünde beklememe kızacaksın.

Güneş öğlen olmalı, kadınlar yün yıkamalı kapı önlerinde ve biz okuldan kaytarmalıyız bir kutu vişne suyu kıvamında –kamışsız.



Kadir, 2:06 PM

2 Comments:

O tadı hissetmek gibisi var mıdır peki buralarda ? Ondan başkası nasıl olur da aynı hissiyatla akar insanın içine o ya da bu yaşta . Arkada unutulmuş olan her ne varsa ve onlar ne kadarsa hepsini kucağına alıp da gelmez mi ve kapının önüe bırakmaz mı usulca bir fırt çektiğinde içinden o karton kutunun da tadını alaraktan damağına ... Sek sek oynayan minik , örgülü saçları ile kızlar geliyor şimdi bir de aklıma , hani o eskilerde kalan alışkanlıklardan bir de ip atlayanlar . Beyaz kurdeleye sarılmış uzun saçları arasındaki minik kafaları ile dersete uslu kızlar ama bahçede de işveli edalı sek sekçiler . Mahalledeki sokak kapılarının pencerelerindeki macunları kazımak minik ellerimizin ufak parmakları ile ve onları kendimize oyun hamuru yapmak . Arabaların önüne zamansız atışlarımız kendimizi ve çocukluğun getirdiği tüm o minik , sevimli haylazlıkların arkasındaki korkusuzluk ile koşuşturmak durmaksızın , yorulmaksızın .
Cumbalı evlerin cumbaları altında taze domates kokusu ile domates yiyişlerimiz elimize yüzümüze bulaştırarak onu . Yani şimdi elimizde ne yok ise o zamanlarda var olan minik mutlulukların çocukluğunda bir biz .
Parmaklıkların ardından çekilen kalabalığa el sallamalar ve bir de diş çekme merasimlerinde bağıra çağıra ağlamalar . Anılara mı yabancılaştık da kapı önünde bekliyoruz yoksa zamana uyum sağladık da onlar mı artık bizi kabullenmeyecekler diye korkuyoruz ? Oysa yeni yıkanmış halıların üzerine ayakkabıları ile basıp şamarı yiyişi var poposuna bu minik çocuğun aklında şimdi ...
kelimelerine baktım.
kalakaldım...

Add a comment





Page copy protected against web site content infringement by Copyscape