<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=13307857&amp;blogName=The+Abyss&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=SILVER&amp;layoutType=CLASSIC&amp;searchRoot=http://xadir.blogspot.com/search&amp;blogLocale=tr_TR&amp;homepageUrl=http://xadir.blogspot.com/&amp;vt=-4633073237391226010" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" allowtransparency="true" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div>
  

    The Abyss

06 Şubat 2006

Hapishane

Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldamadan durdum.
Bugün Pazar, Nazim Hikmet Ran


Açık bırakılmış pencereye bakan duvardaki muhtemelen siyah beyaz fotoğrafın üzerine inanılmaz bir titizlikle örtülmüş dantel kadar sabırlı olabilseydin, pazar günleri hapishane avlusundaki en yüksek noktadan dikkatlice bakıldığında görülebilen gecekondu tepesini anlatabilirdim sana. Hapishanede her şeyden çok neden hapishane şiirlerinin anlamını yitirdiğini açıklayabilirdim.


Küçükken çıktığım kavak ağacından inemediğimde korktuğum kadar korkmadım hiç bir şeyden. Belki en büyük hatam buydu benim. Ben en çok yalnızlıktan korktum. İşlediğim her cinayetin, her intiharın sebebi yalnızlıktı.

***

Ben de diğerleri gibi gidecektim bir gün. Pılımı pırtımı toplayıp terkedecektim senelerdir tanımlayamadığım bu kenti. Buna en çok kırlangıçlar üzülecekti. Bir de mutfak pencereleri…



Kadir, 11:52 PM

6 Comments:

En ço mavi tenimde dalgalarımla eteklerimde deniz olmayı hayal edip durmuşumdur bildiğimden bu yana kendimi . Uzaklara gitmek ya da tüm dünyada bir parça bulunabilmek adına tercih ettiğim bir durum olmanın çok daha fazlasında bir nedenden aslında : su olmaktan , adım gibi olabilmekten istemişimdir bunu .
Nesi var bu kadar istenecek bunun ki ?
Anladığın gibi anlamaz sevgiyi insanlar , ne de hissettiklerini hissetmezler seninle aynı olarak olaylar karşısında . Dönüp durup farklı noktalarda buluşamamazlıklarınızla kalırsınız da hiçbir şey yapmak gelmez elinizden . Gidip gidip kapıların ardında acaba kapıya yaklaşan birileri var mı diye bakarsınız da kimseleri bulamayınca yakınlarında ne üzülürsünüz ne de bir gün orada birilerinin olacağı umudu silinir içinizden .
Terk etmek etkiler çoğu kez . Duyduğunuzda birinin onun kelimelerinden bahsettiğini ya da aynı hissedişe yakın bir yerinden yakaladığında sizi . Ama güneş olup terk etmek dünyayı ... Bunun ne farkı vardır bir annenin yeni doğmuş bebeğini terk etmesinden ! Biz , ne kadar da muhtacız aslında ; ama güçlü gözükmeye çalışan zavallı yaratıklar . Değiliz aslında güçlü ama bunu kabul etmeyi bir yana bırakın duymaktan dahi korkarız . İşte bu nedenle önem vermeyiz kaybetmeden kimi şeylere . Bulduğumuz güzelliklerin hissettirdiklerine , varolan değerlerin hayatımızı aslında ne kadar da anlamlı kıldığına , düşünmenin sadece düşünmenin gerçekte ne kadar büyük bir önem ytaşıdığında onları yitirmeden , artık bize ait olmakta ; yakınımızda bulunma durumları ortadan kalkana dek korkumuzdan gözardı ederiz hep . İnsan çıplaklığının güzelliğinden dahi utanır , kendisini giyinik olduğu vakit aynanın önünden alamayanlar çıplaklıklarına bakmaktan çekinirler ki o insanın en doğal halidir dış görünüşünde . Kat kat giyinişi bundandır belki de : seviyormuş gibi görünmeyi , giysilerini , doğru söylüyormuş gibi görünmeyi , destekler gibi olmayı , daima yanında kalacağına dair sözleri giyinmesi hep bu nedenledir . Korkmamalı çıplaklıktan da yok olmaktan da aslında . Esas olan yazının devamını getirmektir . Esas olan aynaya her şekilde bakıp önünde üzerindekilerden teker teker kurtulmaktır . Bir yerlerde gözlerin takılır o vakit kendine . Belki o zaman sende saklı bir ışık keşfedersin de büyürsün oradan . Bir fidan misali kim bilir ...
Giyinerek saklanabilecek bir ciplakliktan cok, saklanamayacak bir ciplakliktan korkmali insan. Yasanilanin disinda ve otesinde kalana dek bu korku devam etmeli. Cunku cogu zaman kelimeleri anlamsiz/gucsuz kilan, bu ciplakliktan baska bir sey degildir.

Dolayisiyla, yazinin devamini getirebilmek, aynaya bakarak uzerindekilerden kurtulmaktan ziyade, aynada gorunmeyen bir takim sebepleri ve sonuclari giyinerek mumkun olabilir.
Çıplaklığımdan çok giyinmekten korkuyorum hâlâ..

TuLûAt
"so much reason have you to fear nakedness! Aye, if you were Gods, you could then be ashamed of clothing!"

Thus Spake Zarathustra, Nietzsche
That's a great story. Waiting for more. » » »
best regards, nice info »

Add a comment