21 Aralık 2005
Müdafaa
Feodal bir çocukluk üzerine okunaksızca yazılmış varlığımı kanıtlayabilmek için yaptım her şeyi. Sebebini tam olarak anlamadan işlediğim her cinayet beni biraz daha insancıl, biraz daha yükümlü kıldı.
Bilmiyorum başka nasıl savunabilirim kendimden yadsıdığım masumiyetimi sana.
Pencereyi her açtığımda, kanatları belki benim yüzümden kanayan bir kelebek insafsız bir örümcek ağına yakalanıyordu. Akşamlar her gün biraz daha geç geliyor ve ben elimdeki gazetenin sararmış sayfalarında seni arıyordum.
***
Hem senden başka kime inanacaktım? Sen değil miydin “göçmen kuşlar yalan söylemez” diyen? İtiraf etmeliyim: “ne tek kişilik hücrede yalnızdım ben, ne de kimse vardı bu şehirde, sebebini bilen”.
***
Radyoda hafif müzik çalıyordu ve ben sana aşıktım yüzyıllardır.
05 Aralık 2005
Basit Cümleler
Yaşlanıyorsun işte göz göre göre. Marketten aldığın oyuncak otobüsü masanın üzerinde gezdirerek saklanamazsın; küçük bir odaya kapanıp dışarda kalan her şeyi, herkesi yoksaymak kadar kolay değil saklanmak.
Geçmekte olan zamanın geçmekte olduğunun farkına vardığın anın farkına ancak bir kaç saniye sonra varılabiliyor. Hayata dair söylenebilecek en kaydadeğer cümle bu olsa gerek.
Muhtemelen en çok bu yüzden basit cümleler kurmalı... Söylendiğinde kulağa basit gelen, günün herhangi bir saatinde kaldırımda yürürken ya da merdivenleri çıkarken kurulabilecek cümleler...
-Otobüste bana bakan kızı hatırlıyor musun? Ne çok mutlu olmuştum, yalnızca bana gülümsedi diye.
-Evet, Eminönü otobüsüydü değil mi? Kız sana gülümsememişti ama, sadece bakmıştı.